Analiz/Rapor: 15 Temmuz ve Normalleşme

 

“Vatan sevgisi, asil ruhlar için ne mukaddes bir kelimedir…”
Voltaire

Etnik, ulusal ve dini toplulukların büyük doğal afetler ya da etnik, ulusal, dini veya ideolojik felaketlerden sonra kaçınılmaz gerileme dönemleri yaşaması öngörülür. Bu geçici ‘gerileme’ dönemleri; savaş, tarihsel saplanmalar, geçiş dönemleri ya da olağanüstü hâl koşullarında geniş grup kimliğini korumak ve “diğerlerini” kendilerinden ayrıştırmak için kurumlarındaki demokratikleşme sürecini henüz tamamlayamamış, belirli tarihsel koşullar altında örselenmiş tüm topluluklar için öngörülür. Gerilemiş bir toplumdan kasıt, dışarıdan bakıldığında bir SS subayını diğerinden ayırmanın güç olduğu, bireyselliklerin ve farklılıkların tek potada eritildiği Nazi Almanya’sı anlaşılabilir. Bu tür tek lider etrafında yoğunlaşan birliktelikler, liderin ani kaybı sırasında çok çabuk dağılma ve krize girme belirtileri gösterir; dolayısıyla toplumun geneli, çok sesliliği ve farklılıkları itibarı ile tehlikeli bir yönelimdir.

Gerileme dönemindeki topluluklar bireyselliklere ve farklılıklara karşı toleransını yitirirler. Gözü kapalı bir biçimde tek bir liderin etrafında bir araya gelirler. Topluluk keskin bir biçimde kutuplaşır ya lidere sadakat ya da ya lidere ihanet olarak algılanan iki parçaya bölünür. Topluluğun ortak inanç ve ahlakı, kendilerine karşıt olarak algılanan her varlığa karşı mutlakçı ve cezalandırıcı bir hale gelir. Topluluk, ortak kimliği sürdürmek adına her şeyi yapma hakkını kendinde bulur ve “yabancı düşmanlığı” toplumda yer etmeye başlar. Topluluk üyeleri giderek artan bir şekilde gerçekleri bulanık bir şekilde algılamaya başlar. Geleneksel toplumsal adetlerin ya da kuralların yenilenmiş biçimlerini benimser. Çoğu zaman buna yeni bir ahlak ve istenmeyen özelliklerin defedildiği bir ‘tarih’ eşlik eder. Topluluk güzeli çirkinden, iyiyi kötüden ayırmada sorunlar yaşar. Düşmanlarını insanlıktan çıkararak şeytanlaştırmaya başlarlar ve bu durum linç kültürüne kapı aralar. Toplum bariz bir biçimde gerçeklik sorunu yaşar, kolektif hezeyanlar ve kitlesel histeri krizleri belirtileri gösterir.

Bu tür gerileme dönemlerini tersine çeviren ilerleme emareleri ise bütünlüğe zarar vermeksizin bireyselliğin ve uzlaşma kapasitesinin korunması ile başlar ve gerek resmi gerekse gayri resmi diplomasi araçlarının güçlendirilerek diyalog ortamının tesisi ile devam eder. Kadınların değersiz görülmesine son verilir ve medyada yer alan infial yaratacak bu tür haberlerin sunuş biçimlerine özen gösterilir. Politik veya dini ideolojilere ya da tek bir liderin kişiliğine yönelik bağlılıklardan daha önemli olan aile ve grup bağlarının yeniden kurularak güçlendirilmesi önem teşkil eder. İfade özgürlüğüne değer verilerek bu yöndeki hassasiyet dikkate alınır. Ahlaki ya da güzel olanı sorgulama yetisinin korunması, fantezinin gerçeklikten geçmişin de şimdiden ayırt edilebilmesi için hayalperest akıncı ruhlu temsiller yerine kültür, sanat, edebiyat, müzik ve bilime değer veren temsiller öne çıkarılır.

15 Temmuz 2016’dan beri ülkede yoğun bir biçimde güvenlik rejimi politikalarının hâkim olduğu siyasi atmosferin bireyler üzerinde kaygı ve paranoya yaratan etkilerinin giderilmesi adına atılması gereken adımlara ilişkin ana başlıklar bu şekildedir. Gerek ana akım medya gerekse sosyal medya araçları ile özellikle aydınların, gazetecilerin ve duyarlı vatandaşların ve ilgililerin dikkate alması gereken 15 Temmuz sonrası ortaya çıkan bu “Yeni Durum” ve konjonktürün yeniden değerlendirilerek negatif etkilerinin en aza indirilmesi gerekmektedir. Gerek kamu yönetimindeki değişiklikler gerekse yeni hukuki düzenlemeler gerekse ortaya çıkan bu yeni tabloda sonuçlanmamış ve devam eden davalar göz önüne alındığında toplumun özellikle demokrat kamuoyunu hedef alan ve demokrat kesimlerdeki moral ve motivasyonun hâkim siyaset algısı tarafından ezildiği göz önüne alındığında ortaya bir “yenilgi, suçluluk ve çaresizlik psikolojisi” çıkmaktadır. Bu psikoloji, bireylerde kolayca ülkelerine, hükümetine, kurumlarına ve resmi politikaya karşı tavır alma, refleks geliştirme, kolayca yabancı güçlerle iş birlikleri kurma, terör faaliyetlerine karşı sessiz kalma ya da dolaylı olarak destek verme ve vatanseverlik duygularını zedeleyici işlev görmektedir.

15 Temmuz Demokrasi Zaferi’ni, ülkedeki tüm farklı sesleri saf dışı bırakmak için bir bahane değil tam aksine milli birlik ve bütünlüğün yeniden tesisi için “ulusal bir destan” olarak görmek ve tüm topluma mal etmek için çabalamak gerekmektedir.

Politik Psikoloji Günlüğü

Politik Psikoloji Günlüğü