Çocuklar Merkür’den!

(Halil Emrah Macit) Çocuğun davranış setinde geliştirdiği çok yönlü taklit repertuarı, ‘ceza ve ödül’ enstrümanı aracılığı ile zaman içerisinde budanarak, evrensel iradenin bir ifadesi olan toplum iradesine uygun hale getirilmeye çalışılır.

Çocuktaki yaratıcı konfüzyon ve spontan; ruhsal dünyayı fiziki dünyadan ayıramama, düşünceyi nesneden ayıramama, kendisi ile dış dünyayı kesin sınırlara ayıramama, arzu ve duygularıyla ilgili olan bilinçsizlik, gizli animist inançlar ve kendileri hakkında bizim kadar açık seçik bilgilere sahip olamayışları gibi bazı nedenlerden kaynaklanıyor. Ama çocuğa zaman içerisinde niyet ve irade nüfus edecektir. Bu, beyindeki gri maddenin gelişimini tamamlayacağı yirmili yaşlara kadar devam edecek. Süreç içerisinde güçlü duygusal yaşamları gerçekçiliğe evirilecek olan çocuk, öğrendiklerini ayrıştırmaya başlaması ve yerli yerine oturtmasıyla bilinçli bir iradeye uygun hale gelecektir.

Konu biraz da düşünmek yerine, spontan zihinsel eğilimlerin ve sezgilerin onları götürdüğü yer ile alâkalı. Yetişkinlerle aynı yönde düşünmemeleri veya çözümü aynı yönde aramamaları; Piaget’e göre “örtük” kabullere, varsayımlara ve gizli animist inançlara (nesnelere bilinç atfetmelerinden ötürü) sahip olduklarına işarettir.

“Midnight Special” Örneğinde Çocuk

Yönetmen Jeff Nichols’ın 2016 ABD yapımı filmi Midnight Special’de gizli bir tarikatın peygamber olarak kabul ettiği, doğa ve insan üstü güçlere sahip olan bir çocuğun ait olduğu asıl evrene geri dönüşü konu ediliyor.

Dünyadaki ekonomik dalgalanmaları ve elektromanyetik sinyalleri doğrudan algılayabilme, uzay yörüngesindeki askeri uyduları ve elektronik sistemleri kontrol edebilme ve gözlerindeki kızılötesi bir ışık marifetiyle iletişim kurabilme gibi becerileri onu NSA’nın iletişim bilimleri uzmanı ve operasyon analisti Paul Sevier’in karşısına çıkartır.

Analist sorgu odasında çocuğa “Seni bir silah sanıyorlar…” der. Çocuk da “Değilim!” der. Analist çocuğa “Çiftliktekiler de seni kurtarıcı sanıyorlar.” der, çocuk da bu defa “Hiçbiri değilim! Ben başka bir dünyaya aitim. Orada insanlar var. Bizi izliyorlar. Çok uzun zamandır izliyorlar. Ait olduğum yere gitmeliyim…” der. Analist bu defa şu soruyu sorar “Nereye aitsin?”. Çocuk soruya gözlerindeki kızılötesi ışık aracılığı ile cevap verir. Çocuğun hangi ve nasıl bir dünyaya ait olduğunu seyirci göremez.

Piaget bu durumu tam olarak şöyle açıklıyor; “Çocukta sözlerle açıklanabilecek şeyler bile örtük kalır çünkü çocuk düşüncesi bizim düşüncemiz gibi sosyalleşmemiştir. İfade edilmeyen düşünceler, zihinsel durumları, senkretik, görsel ve motor şemaları ortaya çıkarabilmek için özel yöntemlerden yararlanmak gerekir.”

Sonuç olarak bugün David Eagleman’ın laboratuvar deneylerindeki bilişsel işlev ve kapasiteleri geliştirme çabalarının sonuçlarının çocuklarda doğal olarak mevcut olduğunu ve bunu zamanla yitirdiklerini, yani bize kapalı olan dünyalarından zamanla dünyeviliğe rücu ettiklerini öne süreceğim. Çocuklarla doğru iletişim kurabilme zorluğunun önündeki engelleri göz önüne aldığımızda karşımıza yetişkinlere kapalı ve anlaşılmaz bir harikalar dünyası çıkacaktır. Çocuklar işlenmemiş duyguları ve muhteşem sezgisel güçleriyle gerçekten birer uzaylıdır, biz yetişkinler ise öğrenilmiş bilinçli çabaları ile dünyalı.

Politik Psikoloji Günlüğü