Doğru soru, kim ajan değil?

(Halil Emrah Macit) Deutsche Welle Türkiye’nin haberine göre; ‘Rus parlamentosunun alt kanadı Duma, Rusya’da faaliyet gösteren ve yurt dışından finanse edilen basın kuruluşlarının “yabancı ajan” olarak tanınmasını öngören yasa tasarısını onayladı’.

Bu tasarı ne anlama geliyor? “Yurt dışındaki Rus medya kuruluşlarının özgürlüğüne yönelik hiçbir saldırının yurt içinde yanıtsız kalmayacağı…” anlamına geliyor. Biraz daha açmak gerekirse Rusya, kendi enformasyon faaliyetlerine ve kendi menfaatlerine aykırı her unsuru “yabancı ajan” olarak kodlayıp gerekli “tasfiye” işlemini yasal olarak gerçekleştirebilecek.

Rusya’nın bu adımı seçimlere müdahale tartışmaları ve ABD’de yayın yapan Russia Today’in, “Yabancı Ajanlar Kayıt Yasası” kapsamında “yabancı ajan” olarak kaydedilmesinin ardından geldi.

Türk Ceza Kanunları açısından bu durumu nasıl yorumlayabiliriz?

Türk Ceza Kanunu 313/1 maddesinde; “Halkı, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı bir isyana tahrik eden kimseye onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası verilir. İsyan gerçekleştiğinde, tahrik eden kişi hakkında yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

Anlaşıldığı kadarıyla bu gibi durumlarda “suçu oluşturma ihtimalini” dikkate alarak “tutuklama tedbiri” uygulamak ve ardından Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 100’e göre; “Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir.” durumu ve CMK 100’de sıralanan suç halleri dikkate alınarak kişi hürriyetinden yoksun bırakılabilir.

Rusya’nın verdiği kararın bir benzerini Türkiye verse CMK 100’e göre “şüphesini uyandıran somut olgular” dikkate alınarak şüphe uyandıran herkes “potansiyel suçlu” ve “potansiyel ajan” olarak hapse atılabilir.

Diyelim ki Türkiye de benzeri bir KHK’yi çıkardı; bu durumda her gördüğü sakallıyı dedesi sanan sosyal medya “trolleri” her önüne geleni Türkiye Cumhuriyeti’nin “istihbaratçısı” ve “ajanı” olarak itham ve ifşa ederken kime ve neye hizmet etmiş olacak?

Bir kere eğer ifşa ettiği kişi gerçekten istihbaratçıysa öncelikle “devlet bilgilerini ifşa etmek” suçundan bir soruşturma geçirecek. İkincisi de “şüphe uyandıran somut olgular” dikkate alınarak “potansiyel suçlu” olarak “yabancı devlet ajanlığı” şüphesi ile vatan hainliğinden hakim karşısına çıkacaklar.

Biliyorsunuz yeni düzenlemeyle ‘Milli İstihbarat Teşkilatı’nın yapısında “İstihbarat Toplumu Yaklaşımı” denilen bir düzenleme bulunuyor. Bu yaklaşım, vatandaşın bizzat MİT görevlisi olmasını gerektirmiyor, MİT görevlisi olmadan da “İstihbarat Toplumu Yaklaşımı” gereği istihbarat çarkının bir parçası olarak “bilgi birimi” işlevi kazanabiliyor. Yani, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı her kişi, MİT görevlisi olmadan da, devlete yardım etse de etmese de “bilinçli ya da bilinçsiz” olarak “İstihbarat Toplumu Yaklaşımı”na göre potansiyel olarak istihbarat çarkının bir parçası haline gelebiliyor.

Medyada ya da sosyal medyada önüne geleni kendince “ajan” olarak ifşa edip, sözüm ona hedef haline getirmeye çalışan ergenlere duyurulur; o günler eskilerde kaldı. FETÖ soruşturmalarından anlaşıldığı kadarıyla artık baba oğlunu, oğlu da babasını fişliyor.

Ajan arıyorsanız aynaya bakın…

Politik Psikoloji Günlüğü