Gösteri toplumunda aşırılığın peygamberleri

Amigoların sinir uçlarını uyaran komutlarıyla kendinden geçen, kitlesel esrime yaşayan taraftarlar için stadyum; gündelik hayatın sıkıcı gerçeklerinin, yani iktidar ilişkilerinin, meta fetişizminin ve yabancılaşmanın kısa bir süreliğine unutulduğu ve dışarıda bırakıldığı bir çeşit hayal gücü mekânı, bir tür kolektif özgürlük alanıdır.

Bugün ise medya aracılığıyla kamuoyunun gözleri önünde gerçekleşen ve kitleleri avucuna alan bu yanılsamalar, düş oyunları ve esrimeler sırasında; olmayanın olduğu, gündelik hayatta gerçekleşemeyen arzuların gün yüzüne çıktığı, sonunun çoğu zaman vahşete varan boyutlarda ölüm ve terörle bittiği kanlı bir oyun sahnelenir. Kendi potansiyelinin sınırlarını zorlayan insanın bu oyunlarda özlemini duyduğu asıl gerçek, büyüsünü yitirmiş bir dünya gerçekliği karşısında “kendini” gerçekleştirmek; daha doğrusu çocukken sahip olduğu hayal dünyasının yeniden ortaya çıkarak gündelik hayatın gerçeklerine meydan okuması, yitirdiği düşsel dünyayı geri kazanmasıdır. Kopan alkışlar ve yaygara bu esrimeyi en üst düzeye yavaş yavaş çıkararak sonu belli olmayan bir noktaya taşır.

Öz yaşam öyküsünde gerçekten yaşanmış reddedilmeler, travmatik şiddet, kişisel bir başarısızlık, ciddi fiziki yaralanmalar, hastalıklar ya da özürlülük hali, aşırı yoksulluk gibi kendilik değerini yaralayan unsurlar bulunan kişilerde rastlanır bu durumlara çoğunlukla. Kişiler bunu telafi etmek için azametli, görkemli ve saldırgan davranışlar geliştirir. Gerçek yaşamın iktidar ilişkilerini ve gerçeklerini uzun süre reddetmek ve uyum sağlayamamak, yıkıcı çıkışlar yapmak ve çoğu zaman kendine zarar verme hayalleri kurmak bu tür kişilerin kimliğinin kalıcı bir boyutu olur. Yıkımın ve terörün aynasında kendi varlığının görkemini hissetmek ve bunun kitleler tarafından da onaylanması; cinselliğin bile veremeyeceği büyüklükte bir hazza neden olur.

Hemen hemen hayatın her alanında sonunu düşünmeden büyük kötülüklerin ruhunu çağıran, hiçbir amacı olmadan hassas terazilerin ayarını bozan, gözünü karartarak tehlikeli maceralara atılan bu kişilik yaşadığı her mağduriyette kendini yeniden üretir. Güç istencinin özgürlük ve kahramanlık maskesi arkasına saklandığı bu oyunda kişiler, kötülüğü kışkırtırken tanrı metanetine sahip görünür. 

“Şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulurlar. Ölümleri olur zaferleri, öpüşürken yok olan ateşle barut gibi…”

 

Politik Psikoloji Günlüğü

Politik Psikoloji Günlüğü