Heavy Traffic ve 1960’larda Amerika’yı anlamak

Bu analiz, yönetmenliğini Ralph Bakshi’nin yaptığı 1973 yapımı Heavy Traffic adlı animasyon film üzerinden ABD’de 1960’ların sosyal, kültürel dinamiklerini, sokak hareketlerini anlamak ve dönemin hakim moda akımlarının, imgelerinin ve sosyal etkilerinin anlaşılması adına hazırlanmıştır. 

Giriş

Heavy Traffic, 1960’ın sonları ve 1970’in başlarındaki Amerika’nın Newyork gettosundaki bir  ressamın Michael Corleone’nin etrafında gelişen fantastik olayları konu alır. Filmin Newyork’da geçmesi de, Pop-Art ve Sürrealist bir eklektik ve aşırılık olarak gerçek ve estetik anlamda yerini bulur. Çünkü Newyork ortak kültürleri barındıran bir noktadır; tarihsel, kültürel ve ekonomik açıdan bir kolaj kenttir. Metinlerarası ilişkinin gerçek anlamda yaşandığı yer burasıdır. Bu yaşanmışlık ancak 1960’ların Amerikan kültürünün bu noktaya aktarılmasıyla sağlanır. Filmin içeriğinde ise Sürreal fantastik, Pop-Art ve Vintaj öğelerinin yer alması da kolaj yöntemiyle gerçekleşmiştir.

Yöntem

20. yüzyılın başından ortalarına kadar ki kolaj, dekupaj ve puzzle mantığının Ralph Bakshi animasyon-filmlerinde hakim biçimsel öge olduğu görülür. Bu tabii ki avangard sanat anlayışı aracılığıyla oluşturulmuş bir kolaj yöntemidir. Bir yandan Sürrealizm’in bellek tekrarları üzerine kurulu olan ve imgeyi gerçekten daha üstün tutan sanatçıların disiplini Ralph Bakshi’nin görüntü oluşturma yönteminde belirginlik kazanırken, diğer yandan teknik virtüözlük gibi sıkça kullandığı üst üste bindirme tekniği, kendisinden önceki anlayışlara hem bağlı olduğunu hem de bu bağlılığı yeni biçimler, yeni imgeler olarak sunma peşinde olduğunu gösterir. Bu da sonuç olarak biçim ve içerikte görüntü varyasyonları kurma açıklamasını karşılayan Manierizm’e denk düşmektedir. Film, bu mantıktan yola çıkarak, parçalı bir süreklilik yani sekans anlayışı doğrultusunda gerçekleştirilmiştir.

Kişiler

Filmin başrol kahramanı, 22 yaşında genç bir ressam olan Michael Corleone’dir. Babası, filmde İtalyan mafya babası (Godfather) rolündeki Angelo “Angie” Corleone, annesi ise birlikte yaşadıkları agresif tavırlarıyla filmde dikkat çeken, Yahudi bir ev hanımı olan Ida Corleone’dir. Corole rolündeki Beverly Hope Atkinson ise gettodaki bir barda “barmaid” olarak çalışmakta ve Michael’in sevgilisidir. Zaten filmdeki dağınık olay örgüsü Michael ve Carole etrafında oluşmaktadır.

Zaman ve mekan

1960’lar ve 1970’li yılların Amerikası, Allen Ginsberg ve çağdaşlarının “Sex, Drugs and Rock’n Roll” sloganıyla sömürüye, emek hırsızlığına, insanların makineleşmesine ve sisteme karşı duydukları öfkeyi Jazz ve Blues’un zirvesinde olduğu Newyork ve San Fransisco gettolarında kustukları 1968 yılının siyasal ideolojilerinin kendilerini grafitilerle duvarlarda bulduğu, bir taraftan eli gitar ve trompet tutan fabrika işçilerinin sokaklarda içinde ateş yaktıkları bir varilin etrafında dinlendiği, bir taraftan da hüznünü ses telleriyle ifade eden siyah plantasyon kölelerinin gettodaki izbe barlarda sahne aldığı, sokak çeteleri ve sokak fahişelerinin, eşcinsel şairlerin, transeksüellerin, kaçık ressamların, nihilist serserilerin, varoluşçu asilerin, barıştan ve devrimden söz edip duran şarkıcıların sokaklarının yetiştirip büyüttüğü varoşun çocuklarının, şarapçıların ve mariuana satıcıları ve kullanıcılarının zamanı ve Amerikasıydı. Film kullanılan bu tarz grafikler ve çizimler, gerçek zamanlı kareler ile üst üste bindirilerek kimi yerlerde kolajlar ile oluşturulmuştur. Bu mekan ve zaman yaratma tarzı Amerikan sinemasının teknolojik abartısını yine anlatımcı yapıdan sıyrılmadan kullanmakla değil, aksine sinema dilinin olanaklarını görsel imge anlamında güçlendiren seçici bir tarzda olmuştur.

Konu

Film, Michael Corleone’nin sevgilisi Carole’nin, California’ya gitmek ve ailelerinden ayrı bir evde yaşayabilmek için biriktirmek zorunda olduğu parayı, Michael’in kısa yoldan tilt (pinball) adı verilen kumar makinesi ile sürekli olarak oyun oynaması ve sevgilisi Carole’nin de barmaid olarak çalışması etrafında gelişen küçük küçük hikayeleri -animasyon olarak- konu alır. Film, gerçek görüntüye geçerek, Carole ve Michael’in gerçek kişilikler olarak bir parkta dans ettiği sahne ile son bulur.

Ses

Filmde ses kurgusu diyalog olarak yerleştirilmiştir. Ve filmin geçtiği dönemin ruhuna uygun olarak yer yer Jazz ve Blues eserleri işitilir. Filmin müziği Chuck Berry’nin “Maybellene” şarkısıdır.

Dipnot: Konu ile ilgili okuma önerisi – Taşlar Kimin İçin Yuvarlanıyor / Önder Kosbatar (Altıkırkbeş Basın Yayın – 2012)

Politik Psikoloji Günlüğü