Mağdur olan, mağdur eder!

Artık politik psikolojinin temel konularından ve argümanlarından biri haline gelen mağduriyet psikolojisi, mağduriyet döngüsü ve  “Mağdur olan mağdur eder! sözü yaralanmış narsisizm ve saldırganın analizi yapılırken karşımıza sıkça çıkmaktadır.

Prof. Dr. Abdülkadir Çevik’e göre; bazı bireyler terörizme bulaşmalarına karşın çocukluk dönemlerinde ve kişiliklerinin oluşması sırasında etnik ve kişisel yaralanma biçiminde özel bir travmatik şiddete maruz kalmamışlardır.

Pearlstein, teröristin zihinsel ve ruhsal yapısının anlaşılmasında daha genel bir yaklaşımla narsistik kişilik bozukluğundan söz etmektedir. Bu durum çocuklukta -kendilik- değerlerindeki yaralanmalarla oluşur ve bunu telafi etmek için azametli, görkemli (grandiyoz) ve saldırgan (agresif) davnışlar geliştirir. Şiddet her zaman kesinlikle çocuğun kendilik değerini yaralar. Ancak, bunun yanı sıra ebeveynin boşanması, gerçekten yaşanmış ya da öylece algılanan bir reddedilme (özellikle anne ve baba tarafından reddedilirse), kişisel bir başarısızlığın derinden hissedilmesi, ciddi fiziki yaralanmalar, hastalıklar ya da özürlülük hali, aşırı yoksulluk ya da diğer birçok yaşantı kendilik değerini yaralar. Bu yaşantılar doğrudan mağduriyet yaratan yaşantılar değildir.

Malin (habis) narsisizmden mustarip olan kişiler tekrarlayan saldırgan eylemler ve saldırgan zaferlerle kendi kendilik değerlerini tamir eder ve korurlar. Narsistik hayal kırıklıklarıyla kendilik imajı ya da kendilik değeri üzerine işleyen ruhsal zedelenmeler, Pearlstein’ın belirttiği gibi, narsistik şiddet ve öfkeyle doruğa varıp sonlanır. Bu öfke ve şiddet bu yaraya neden olan ya da çoğunlukla bilinçli veya bilinçdışında onun bu anısını tetikleyen kişisel ve toplumsal değerlere, toplumun bir kesimine ya da tüm dünyaya yönelir. Bireyin narsistik yaralanması etnik grupla ilgili olarak algılanan bir yaralanmayla bulaşmışsa ya da onunla iç içe girmişse, bu şiddet ve öfke diğer etnik grubun üyelerine yönelir. Bu öfke aşırı şiddete dönüşebilir. Böylece, karşı grubun üyeleri korktukça kendilerinde sahte, yanıltıcı bir omnipotens (her şeye gücü yetme) yaratır.

Yani terörist olmak suretiyle eski işe yaramaz, değersiz, zedelenmiş, horlanmış kimlikten kurtulmakta, eski kimlik reddedilerek sahte ve yanıltıcı da olsa güçlü bir kendilik ve kimlik duygusu oluşturup yaşamaktadırlar.

Politik Psikoloji Günlüğü