Marslılar Gorbaçov’u nasıl zehirledi?

Devlet Güvenlik Komitesi (KGB), Kominist Parti ve askeri bir gruptan toplam 8 kişi, kendilerini “Devlet Olağanüstü Hal Komitesi” olarak adlandırarak bir darbe girişimine önderlik yaptılar.

19 Ağustos 1991’de Gorbaçov ve SSCB’den bir grup liderin imzalayacağı yeni bir liberal anlaşmadan bir gün önce gerçekleşen bu eylemin amacı; eski parti değerlerini yeniden gündeme getirmek ve o dönem Kırım’da bulunan ve artık hasta olduğunu iddia ettikleri Gorbaçov’u görevden alarak yapılacak bu yeni anlaşmayı engellemekti.

Gorbaçov’un Moskova’ya dönülmesine izin verilmezken, yeni Rusya Sovyet Federatif Cumhuriyeti başkanı Boris Yeltsin, darbeye direnen halk gösterilerinin yardımıyla “kahraman” ilan edildi. Yeltsin, kendini parlemento binasına kapatarak darbecilere karşı “vatan hainleri!” diye hitap etti ve meydan okudu!

Darbe haberleri yayınlandıktan 3 ay sonra edinilen bilgilere göre ortalıklarda pek görünmeyen Gorbaçov ile ilgili olarak sıradışı haberler yayılmaya başlamıştı. Halkın bir bölümü Gorbaçov’un Marslılar tarafından zehirlendiğini duymuşlardı.

Bu durum, bir topluluktaki krizin doğaüstü olaylara inancı nasıl tetiklediğinin bir örneğiydi. Kriz anlarında çıkan doğaüstü olaylara ve güçlere olan inanç, “kitle psikolojisi” aracılığıyla da hızla paylaşılan ve ruhsal yolla bulaşan, “arkaik” referansları da olan toplumsal bir “histeri krizi” halidir diyebiliriz.

Freud Kitle Psikolojisi kitabından şöyle bir parodi de paylaşır; 
“Şöyle haykırır bir savaşçı: ‘Başkomutanın kellesi gitti, başkomutanın kellesi gitti! Bunu işiten Asurlular soluğu kaçmakta alır. Baştaki önderin herhangi bir nedenle yitirilişi, önderin şahsına karşı güvende bir an bocalayış, tehlikenin boyutları değişmemesine karşın bir panik durumunun patlak vermesine yol açar. Önderle aradaki bağların kopması, genel olarak bireyler arasındaki karşılıklı bağların da çözülüp dağılmasına yol açar. Kitle kafası koparılan bir Bologna şişesi gibi tuzla buz olur.”

Örneğin; Osmanlı’da, 11 Kasım 1577’de gökyüzünde görülen bir kuyruklu yıldız ve ardından yaşanan deprem, halkı ve sarayı paniğe düşürür. Uğursuzluk alameti sayılan ve belirli aralıklarla bir ay boyunca seyri izlenen bu kuyruklu yıldız hadisesi ve ardından yaşanan deprem felaketinden tam bir yıl sonra 1578’de bir veba salgını başlar. Bu durum, Saray’da ve halkta, kadıların da desteği ile Mısırlı Takiyüddin Efendi’nin rasathanesinde “meleklerin bacaklarının izlendiği” ve “günah olduğu”, günah olması sebebiyle de daha çok belalar getireceği düşüncelerine neden olur ve bunlar, bir süre sonra rasathanenin top atışlarıyla yıkılmasına sebep olur.

Politik Psikoloji Günlüğü