Sosyal psikolojinin önerdiği 15 film

Queensland Üniversitesi’nde Sosyal Psikoloji profesörü Michael Hogg ve Auckland Üniversitesi’nde Psikoloji profesörü olan Graham Vaughan tarafından hazırlanan ve ilk baskısı 1995 yılında yapılan, alana yeni giriş yapan öğrenciler ve akademisyenler için kapsamlı bir ders kitabı olması düşünülen “Sosyal Psikoloji” adlı kitap, aynı zamanda bu alandaki bilgilerin pekiştirilmesi adına bazı kitap ve film önerilerinde bulunuyor. Michael Hogg ve Graham Vaughan imzalı Sosyal Psikoloji kitabından sizler için derlediğimiz konusu itibarı ile sosyal psikolojiyi ilgilendiren 15 film.


The Wave (Dalga) – 2008

2008 tarihli bu Alman filmi Zimbardo’nun araştırmalarından hareketle bilimin yanlış yollara nasıl sapabileceğini gösterir. Bir öğretmenin, sınıfındaki öğrencilere diktatörlük altındaki bir yaşamın ne menem bir şey olduğunu tanıtlamak için bulduğu girişim, sınıfın kendi bildiğini okuması sonucu, korkunç bir şekilde kontrolden çıkar. Benzer şekilde, Oliver Hirschbiegel’in yönettiği 2001 yapımı Das Experiment (Deney) de Zimbardo’nun Standford Üniversitesi’nde yaptığı hapishane deneyini gerçeğe oldukça yakın bir anlatımla vererek başlar ve etik sorunlara değinir. Fakat film, ilerledikçe, gerçeklik duygusu uyandırmaktan hızla uzaklaşır ve Hollywood kalıplarına uyan bir dramatizasyona bürünür. Popüler medyanın bilimi ve bilimsel konularla tartışmaları ciddi biçimde nasıl tahrif edebileceğine güzel bir örnektir bu.


Lord of the Flies (Sineklerin Tanrısı) – 1990

Hiçbir yetişkinin hayatta kalmadığı bir uçak kazası sonrasında ıssız bir adaya düşen bir grup küçük çocuk, kendi küçük topluluklarıyla hayatta kalma savaşı verirler. Fakat çocuklar ister istemez iki gruba ayrılmışlardır: Ralph’ın başında olduğu bir grup sığınak yapmak ve yiyecek toplamak isterken, Jack’in grubu eğlenmek ve avlanmak isterler. Bu grup ayrılığı Ralph ve Jack arasında acı bir rekabeti başlatır. Aralarında gelişen bu düşmanlık da sonunda onları kanlı ve korkutucu bir noktaya getirir. William Golding’in klasikleşmiş romanından (1954) uyarlanan film ıssız bir adaya düşen bir grup çocuğun uygar toplumsal normları nasıl yitirdiğini anlatır. Liderlik, gruplar arası çatışma, normlar ve külltürler, uyma, sapkınlık, saldırganlık gibi konuları içeren geniş bir sosyal psikoloji görüngü yelpazesini güçlü bir biçimde betimler. Sosyal psikoloji ile bire bir örtüşen bir roman ve filmdir.


The King’s Speech (Zoraki Kral) – 2010

Tom Hooper’ın yönettiği 2010 tarihli bu filmde başrollerde Colin Firth, Geoffrey Rush ve Helena Bonham Carter vardır. Film, Kral VI. George (Firth) ile kralın kekemeliğini tedavi etme işine soyunan Avustralyalı konuşma terapisti Lionel Logue (Rush) arasında gelişen ilişkiye odaklanır. Nazi Almanyası’nın savaş hazırlıkları yaptığı ve Britanya monarşisinin VIII. Edward’ın azledilmesiyle sonuçlanan skandalla sallandığı bir dönemde bu oldukça önemli ve acil bir görevdir. VI. George ile Logue arasındaki ilişkiye damgasını vuran büyük toplumsal ve teknolojik değişimlerin yaşandığı bir zamanda kültürel, mesleki ve statü-bağlantılı beklentiler arasındaki çatışma filmin ana temasını oluşturmaktadır.


The Reader (Okuyucu) – 2008

Stephen Daldry’nin yönettiği, başlıca rolleri Ralph Finnes, Jeannette Hain ile David Kross’un paylaştığı 2008 yapımı bir film. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Almanya’da yeniyetme bir oğlan (Michael) kendisini derinden etkileyen bir kadınla (Hanna) tutkulu bir ilişkiye girer. Hanna bir anda ortalıktan kaybolur, fakat 8 yıl sonra, Savaş Suçları Mahkemesi’nde yargılanırken Michael’in yaşamında yeniden belirir. Hanna’nın Michael üzerinde yaratmış olduğu etki çok sarsıcı ve acı verici bir içimde altüst olur. Michael’in bu durumla başa çıkabilmesinin yollarından biri Hanna’ya ilişkin olarak kafasında daha önce oluşturmuş olduğu izlenime -onun yaşamının bir yönündeki kırılganlığa- odaklanmaktır.


The Beach (Kumsal) – 2000

Alex Garland’ın 1997 yılında yayımlanan bu romanı aynı adla sinemaya da uyarlanmıştır. (2000 tarihli bu filmin başrol oyuncusu Leonardo DiCaprio’dur). Tayland’a gelen turist grubundan üç serüvenci genç gruptan ayrılarak, uzak bir adada kendi oluşturdukları normlara göre yaşayan bir topluluğa katılmaya karar verirler. Gençlerin kendi kimliklerini adadaki grup kimliği içerisinde eritmeleri beklenmektedir. Bu dramatik kitap birçok sosyal psikolojik temayı (benlik ve kimlikle ilgili) ele almaktadır -bireysel benlik, ilişkisel benlik, kolektif benlik/sosyal kimlik arasındaki gerilimler. Bu kitap Apocalypse Now (Kıyamet) ile Lord of Flies (Sineklerin Tanrısı)’ın bir kesişimi diye nitelenmektedir.


The Master (Usta) – 2012 

Kısmen ‘Scientology’ akımından ve bu akımın lideri L. Ron Hubbard’dan esinlenerek kotarılmış 2012 tarihli bu Paul Thomas Anderson filmi, felsefi bir kültün yaşamını ve kült liderlerinin davranışlarını incelemektedir. Kült liderini Philip Seymour Hoffman, gruba yeni dahil olan adamı ise Joaquin Phoenix canlandırmaktadır. Film, benliğin grup tarafından nasıl da derinlemesine soğurulup dönüştürülebileceğini irdelemekte, ayrıca insanların grup içerisinde, özellikle de aşırıcı gruplar içerisinde nasıl etkileşime girdiğini ve liderlik olgusunu gözler önüne sermektedir.


A Few Good Men (Birkaç İyi Adam) – 1992 

Yönetmenliğini Rob Reiner’ın yaptığı, başlıca rollerde Tom Cruise, Jack Nicholson, Demi Moore, Kevin Bacon ve Keifer Sutherland’ın oynadığı 1992 yapımı film. Cruise ve Moore, Küba’daki Guantanamo askeri üssünde işlenen bir cinayeti çözmeye çalışan iki savunma avukatıdır. Davranışlar ve normatif tepkiler aracılığıyla kişilerin gerçekte ne bildiklerini anlamaya çalışmak için farklı taktikler kullanılır. Mahkeme sahnesi, baştan sona, insanların söyleyip yaptıkları şeye bakarak, gerçek tutum ve inanışları ortaya çıkarma meselesiyle ilgilidir.


The Motorcycle Diaries (Motosiklet Günlüğü) – 2004

2004 tarihli bu film 23 yaşındaki Ernesto Guevara (Gael Garcia Bernal) ile arkadaşı Alberto Granado’nun (Rodrigo de la Serna) 1952 yılında Güney Amerika’da motosikletle çıktıkları yolculuğu anlatır. Bu yolculuk başlangıçta gençlerin hedonist duygularının dışavurumundan başka bir şey değildir; fakat insanların yoksulluğuna, maruz kaldıkları baskı ve adaletsizliğe tanık oldukça Guevara’nın tutumunda, dünya görüşünde ve önceliklerinde yavaş yavaş bir dönüşüm gerçekleşir. Guevara’nın hatıratında aktardığı bu yolculuk, onun bugün efsane haline gelmiş Marksist devrimci Che Guevara’ya dönüşmesinin katalizörü olmuştur.


The Damned United (Lanet Takım) – 2009

Tom Hooper’ın yönettiği ve başrollerinde Michael Sheen, Timothy Spall ve Colm Meaney’in oynadıkları bu 2009 yapımı film, birlik içinde ve etkili bir takım yaratmanın güçlüklerini irdeler. 1960’ların sonlarıyla 1970’lerin başında geçen hikaye Britanya’daki iki futbol takımına (Derby Country ve Leeds United) odaklanır ve Brian Clough’un (Sheen) Derby Country’i birkaç yıl içerisinde futbol liginin alt sıralarından alıp birinciliğe nasıl çıkardığını gösterir. Ne var ki Clough, 1974 yılında Leed United’ın menajerliğine getirildiğinde, aynı başarıyı sergileyemez, takımı kendi liderliği altında toplayamaz. Film, liderlik ve grup içi davranış konularıyla yakından ilgilidir.


12 Angry Men (12 Öfkeli Adam) – 1957

Latin Amerikalı bir genç adam, babasını öldürdüğü gerekçesiyle cinayetle suçlanır. Sanığın kaybettiğini söylediği bir bıçak ise cinayetin işlendiği odada bulunmuştur, gencin mahkemeye sunduğu savunma zayıftır ve olan biteni duyduklarını söyleyen pek çok tanık vardır. Sanık suçlu bulunduğu taktirde idama mahkum edilecektir. Jüri sonuçları pek de şaşırtıcı değildir. 12 jüri üyesinden sadece sekiz numaralı jüri üyesi Davis ‘suçsuz’ hükmü yönünde oy vermiştir. Davis’in jüri üyelerini ikna etmeye çalışması esnasında her jüri üyesinin ‘suçlu’ kararı vermesinin arkasında ise, aralarında yabancı düşmanlığı, kanuna aşırı güven, çoğunluğa uyma, geçmişle hesaplaşma gibi farklı kişisel sebepler olduğu ortaya çıkacaktır. Yönetmenliğini Sidney Lumet’in yaptığı, senaryosunu Reginald Rose’un yazdığı, başrolünde Henry Fonda’nın oynadığı 1957 tarihli bu film jüride karar alma ve küçük-interaktif bir grubun etkisi hakkındadır.


Conspiracy (Komplo) – 2001

Kenneth Branagh ve Colin Firth imzalı bu 2001 yapımı film, Hitler’in ‘Nihai Çözüm’ planının (Avrupa’daki tüm Yahudi nüfusunun yok edilmesi) iki saatlik çok gizli bir Nazi toplantısında ele alınıp kabul edilişinin insanın kanını donduran dramatizasyonudur. Toplantı tutanaklarına dayanan ve toplantıyla aynı süreye sahip olan film, dünya tarihinin en kötü şöhretli toplantılarından birini -sinema düzleminde- yeniden yaratır. Film, salt dehümanizasyon ve jenosit konularıyla değil, aynı zamanda grupta karar alma mekanizmalarıyla da ilgilidir.

 


Syriana – 2005

Stephen Gaghan’ın yönettiği, başlıca rollerini George Clooney ile Matt Damon’un paylaştığı 2005 yapımı bir jeo-politik gerilim filmi. Petrol üzerine dönen dolaplara ve Ortadoğu coğrafyasının karmaşıklığına odaklanan bu film, aynı zamanda stratejik-devlet destekli saldırganlık, intihar bombacılarının eylemleri ve şiddetin kişilere ödettiği bedel konularında da güçlü gözlemler sunmaktadır. Benzer  türdeki filmler arasında Gavin Hoods’un 2007 yapımı Rendition’ı ile Peter Berg’in gene 2007 yapımı The Kingdom’ı sayılabilir.


Lost in Translation (Bir Konuşabilse) – 2003

Sofia Coppola’nın yönettiği, Bill Murray ve Scarlett Johansson’un oynadığı 2003 tarihli bu film, dilini konuşamadığınız ve gerçekte kültürünü de bilmediğiniz yabancı bir ülkede kendinizi nasıl sudan çıkmış bir balık gibi hissedebileceğinizi anlatmaktadır. Film, aynı zamanda, yaşamda karşılaşılan krizlerle ilgilidir: farklı yaşlarda olan fakat ilişkilerinde benzer problemler yaşayan iki Amerikalı büyük bir Japon şehrinde mahsur kalır ve birbirleriyle yakınlık kurarlar.

 


We Need to Talk about Kevin (Kevin Hakkında Konuşmalıyız) – 2011

2011 tarihli bu İngiliz-Amerikan ortak yapımı filmin yönetmeni Lynne Ramsay, başrol oyuncusu Tilda Swinton’dur. Swinton, babasını ve kız kardeşini öldüren, sonrasında da okuduğu lisede soğukkanlı bir katliama imza atan (yay ve ok kullanarak) epey problemli ve psikopat bir ergenin annesidir. Bu rahatsız edici filmin gösterimi, Aralık 2012’de Birleşik Devletler’de Sandy Hook ilkokulunda 20 çocuğun ve 6 yetişkinin ölümüyle sonuçlanan katliamla çakışmıştır. Film, kalıtımsal faktörlerin, zihinsel sağlığın ve aile ilişkilerinin karşılıklı etkileşiminin tüyler ürperten bir saldırganlıkta nasıl bir rol oynayabileceğini irdelemektedir.


Hotel Rwanda (Otel Ruanda) – 2004

Terry George’un yönettiği, başlıca rollerini Don Cheadle ile Nick Nolte’nin paylaştığı 2004 tarihli bu tüyler ürpertici film, Ruanda’da 1994 yılında Hutuların 100 gün boyunca 500.000 ila 1 milyon Tutsiyi katlettikleri jenositten bir kesit aktarır. Bir Hutu olan Paul Rusesabagina (Don Cheadle) Kigali’de Belçikalılara ait lüks bir otelin müdürü olarak, otele sığınmış Tutsileri korumaya çalışır. Bu film, toplum yanlısı davranışlarla özgeci davranışlar bağlamında da önemlidir.


 

Politik Psikoloji Günlüğü