Türkiye bir ‘arınma’ süreci mi yaşıyor?

Arınma süreci, savaş, tarihsel saplanmalar, geçiş dönemleri ya da olağanüstü hâl koşullarında geniş grup kimliğini korumak ve “diğerlerini” kendilerinden ayrıştırmak için geniş grupların istenmeyen özelliklerinin defedildiği dışsallaştırmalar ve yansıtmaları ile ilgilidir.

Dışsallaştırma ve Yansıtma

‘Erken çocukluk döneminde çocuk kendisi için hoş olmayan, aşağılayıcı yönlerini sıkıntı yarattığı ve kendisini rahatsız ettiği için dışa yansıtır. Bu sayede tüm olumsuzlukları kendinden uzaklaştırarak olumlu yönlerinin etkilenmesi önlenmiş olur. Çocuk bazen de kendi olumlu, iyi yönlerini başkalarına yansıtır ve onları “orada, uzakta” onların varlığında güvenlik içinde tutar. Kendini iyi yanlarını yansıttığı o kişilerin bir uzantısı olarak yaşar ve onlar gibi olmaya çalışır.  Yaşadıkları olumsuzlukları kolaylıkla kendi dışlarındaki ve kuşkusuz kendilerinden farklı olarak düşündükleri başkalarına yüklerler. Bu “başkaları” çocuğun ebeveynde tahditkâr bulduğu yanlarını alır ve çocuğun öfkesinin güvenli nesneleri olurlar. Böylece çocuk, gerçekte öfkelendiği anne yerine, başkalarına öfke ve olumsuz duygularını yöneltir. Bu sayede anneyle yakınlığını korumuş olur.’

Savaş ile birlikte; bir siyasi sistemin çöküşü veya köklü devrimsel değişiklikler gibi krizlere dayalı bir ulus ya da büyük bir grup ortaya çıkar ve tipik olarak yeniden istikrar kazanma süreci yaşamaya başlar. Yeniden değerlendirme ve yeniden tanımlama sürecinde büyük-grup kolektif olarak; “Şimdi biz kimiz?” ya da “Şimdi büyük-grup kimliğimizi ne olarak tanımlayacağız?” sorularını sorarak “arınma” girişimini başlatmış olur.

Arınma, topluluğun istenmeyen özelliklerini atma ve sınırlarını keskinleştirme yoluyla grubun kimliğini değiştirir ve güçlendirir. Örneğin; küçük grupların (milletlerin) büyük gruplardan (ülkelerden) ayrılmaları neticesinde ortaya çıkan “dilde sadeleşme”, “yabancı” kelimeleri gündelik dilden çıkarma ve sokakların, caddelerin adlarını değiştirme işlemleri ve dini merkezleri yakarak kültürel sembolleri silmeye çalışmaları hatta habis boyutlarda “etnik temizlik” bu “arınma” işlemlerine birer örnektir. Yunanlıların Osmanlı İmparatorluğu’ndan ayrılmalarının ardından Yunan dilindeki Osmanlıca/Türkçe kelimeleri gündelik dilden silip atarak dili arındırmaları, camileri ve kültürel sembolleri yıkarak geçmişin izlerini yok etmeye yönelik girişimleri bu tür toplumsal arınma süreçlerinin “iyi huylu” olanlarına örnek sayılabilir. Habis ve “kötü huylu” arınma süreçleri ise “etnik temizlik” gibi bir dizi eylem, politika ve ideolojilerden oluşur.

Sonuç; 15 Temmuz ile birlikte kamu yönetiminde, orduda, emniyette, milli eğitim müfredatında, diyanette, yargıda daha doğrusu devletin tüm kurumlarında yaşanan “travmaya” bağlı olarak başlayan değişim/dönüşüm süreci, milli güvenlik siyasetine bağlı olarak medyada yer alan haberler, dizi ve filmler dolayısıyla istenilmeyen özelliklerin dışsallaştırıldığı, tehditlerin de bu haberler, dizi ve filmler aracılığıyla yansıtıldığı süreç, bu açıdan bir tür “arınma süreci” sayılabilir.

Ayrıca bakınız; Analiz/Rapor: 15 Temmuz ve Normalleşme: http://www.politikpsikolojigunlugu.com/analizrapor-15-temmuz-ve-normallesme/

Politik Psikoloji Günlüğü

Politik Psikoloji Günlüğü