Yumuşak Güç ve Sultanın Sırrı

Bu inceleme Türkiye’deki çeşitli düşünce kuruluşlarının öneri ve tezleri dikkate alınarak hazırlanmıştır.

2000’li yıllar, Türkiye’de iç politika, ekonomi ve toplumsal konularda olduğu kadar dış politika ve diplomaside de büyük dönüşümlerin yaşandığı bir dönemdir. 1990’lı yıllarda Türk insanının dışa açılması suretiyle dış dünya ile girmiş olduğu etkileşim Türkiye’nin dönüşümünde önemli bir rol oynamış, bu dönemde, kültürel etkinliklerden insani yardım faaliyetlerine Türk eğitim kurumlarının, yerel yönetimlerin ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının insandan insana yürüttüğü kültürel ve paralel diplomasi, Türk dış politikasının görünmeyen gücü niteliğinde olmuştur.

Dünyaya anlatacağı özgün ve evrensel boyutta hikayesi bulunan Türkiye’nin, kendini doğru ve etkin bir şekilde ifade etmesinin yolu bireysel hak ve özgürlükleri geliştirmek, vatandaşlarına taşımaktan gurur duyacakları bir aidiyet kazandırmak suretiyle sivil toplumun yürüttüğü kültürel diplomasiyi ve yumuşak güç politikalarını desteklemekten geçmektedir.

Kültürel Diplomasi ve ‘Yumuşak Güç’ Nedir?

Yumuşak güç kavramı ilk defa Joseph S. Nye tarafından 1990’da yayınlanan “Bound to Lead: The Changing Nature of American Power” adlı eserde kullanılmıştır. Nye 2004 yılında yayınladığı “Soft Power: The Means to Success in World Politics” kitabında da yumuşak gücü özellikle ABD açısından ayrıntılı olarak incelemiştir. Barışı kazanmanın savaşı kazanmaktan daha zor olduğunu söyleyen Nye, barışı kazanmak için de yumuşak gücün önemini asli görmektedir. Ona göre yumuşak güç, dış politikada istenilen sonuçlara ulaşmak için ceza ve zorlama yöntemleri yerine ‘ikna ve cazibe’ yöntemleri kullanılarak başkalarını etkileyebilme yetisidir. Bir ülke başka ülkelere yumuşak güç uygularken onların kendi değer ve amaçlarını benimsemesini sağlamayı hedefler.

Gücün sert/kaba yönüyle ilişkilendirilemeyen ve kapasite anlamında ölçülemeyen unsurları (ideoloji, kültür, değerler, tarih vb.) yumuşak güç olarak değerlendirilebilir. Nye, sert ve yumuşak gücün birbirleriyle ilişkili olduğunu söyler. Çünkü her ikisinin de başkalarının davranışlarını kendi isteği yönde etkileme yeteneği vardır. Ancak aralarındaki temel farklılık, söz konusu davranışın mahiyeti ve gücün kaynağının maddi unsurlar olup olmaması ile ilgilidir. (Dış Politika/Karşılaştırmalı Bir Bakış – Faruk Sönmezoğlu-Özgün Erler Bayır, Der Yayınları) 

Kültürel diplomasi yürüten sivil toplum örgütlerini yönlendirmek ve onlara kaynak sağlamak suretiyle geliştirilecek bir strateji, ülkenin demokratik yapısını güçlendireceği gibi, küresel düzeyde bir kültürel diplomasi girişimine öncülük eden Türkiye’nin yumuşak gücünün daha da etkin bir şekilde hissedilmesini sağlayacaktır.

Yurtdışı kurum ve STK faaliyetleri, uluslararası arenada yapılan tanıtım/kampanya/fuar çalışmaları ve çekilen sinema/belgesel filmlere, yayım/yayın faaliyetlerine kadar tüm etkinlikler kültürel diplomasinin bir parçasını oluşturmaktadır.

Bu minvalde, 2010 yılında yönetmen Hakan Şahin tarafından beyaz perdeye aktarılan “Sultanın Sırrı” adlı film, Türkiye’nin sahip olduğu kültür varlıkları üzerinden nasıl bir uluslararası mücadelenin yapıldığını anlatarak; kültürel, paralel, gayri resmi ve sivil diplomasinin öneminin altını çiziyor ve diplomasinin sadece kapalı kapılar ardında resmi makamlar tarafından yapılan salon görüşmeleri olmadığını bizlere aktarıyor.

Sultanın Sırrı

Osmanlı Sultanı 2. Abdülhamid’in Irak petrolleri ile ilgili sırlarından haberdar olan bir Amerikalı İstanbul’a gelir. Karşısına gizli bağlantıları olan bir müze müdürü çıkar ve araştırmaları onu Topkapı Sarayı Müzesi’ne götürür. Müzenin deposunda 2. Abdülhamid’in yaptığı gizemli bir sandık vardır. O sandığı bulmak ve padişahın sırlarını ortaya çıkarmak için İstanbul’un dehlizlerinde tehlikeli bir kovalamaca başlar. Sultanın Sırrı, Musul ve Kerkük’e yönelik okyanus ötesi planların yüzyılı aşkın bir zamandır ince hesaplarla nasıl değerlendirildiğini anlatıyor. İstanbul’un Bizans’tan ve Doğu Roma İmparatorluğu’ndan kalma yeraltı kanallarında geçen sahneleri, binlerce yıllık dokusu bozulmamış, girilmeyen dehlizlerle bezeli kurgusuyla seyirciye büyülü bir atmosfer vaat ediyor.

Politik Psikoloji Günlüğü